İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ YAYINEVİ
Telefon(0422) 377 3351
Felsefe tarihi, gerçekte insan(ın) arayış(ı) tarihidir. Arayan varlık, sonuçta bulduğu “her ne ise o” olana göre konumlandırır kendini. Bu bir madde ise insan, kendisini bir madde; bir ide ise kendisini bir ide olarak tasarımlar. Dolayısıyla arayışın kaynağı da hedefi de yine kendisidir. Tıpkı düşüncenin kendi üzerine katlanması gibi insan da kendi üzerine katlanır. Öte yandan tıpkı düşüncenin, kendini kendine tamamıyla nesne yapamaması gibi insan da kendisini kendisine tamamen nesne yapamaz. İster söz konusu farkındalık olsun ister olmasın netice fark etmemektedir. Hem ilkel hem de modern zamanlarda form değişse de mahiyetin değiştiğini söylemek pek mümkün değildir. Çünkü insan(ın) doğası bunu icbar etmektedir. İnsan doğası derken, bu kavramın kendisi dahi tartışmalıdır. Doğa kavramı insan için kullanılır mı? gibi bir itiraz dahi yine insanın kendisine dönen bir kaygıdan veya bir itirazdan kaynaklanır. Bu döngüden çıkabilme imkânı yoktur. Çünkü bilinç/zihin/ruh/doğa adına her ne dersek diyelim, hiçbir zaman kendisini nihai olarak nesne kılamamaktadır. Öte yandan nesne olmadan da konuşamamaktadır. Bu paradoksun çözümü var mıdır? sorusu da öznenin özünden kaynaklanan bir soru olarak orta yerde durmaya devam etmektedir. Doç. Dr. Abdurrazak Gültekin’in hazırlamış olduğu bu çalışma, aslında bu serencamın bir boyutunu nazar vermektedir. Başka bir deyişle elinizdeki kitap Antik dönemlerden modern zamanlara kadar uzanan insan bilincinin keşfine yönelik kristalize olmuş durumların derli toplu bir sunumu olarak görülebilir. Kuşkusuz modern zamanlarda gelinen nokta, çok daha sofisitike bir görünüm arz etmektedir. Sanal evren, transhümanite, yapay zekâ, metaverse gibi kavramsallaştırmalarla izah edilen bu yeni evreye dair gelinen yolun geriye doğru izini sürmek, ileriye doğru ise izini tayin edebilmek için bu tür çalışmaların belirli bir kıymeti haiz olduğu aşikârdır. Ayrıca felsefenin, gerçeklik ile olan kopmaz bağını serimlemesi açısından da söz konusu çalışma, takdiri hak etmektedir. Bu itibarla böyle derli toplu bir çalışmayı bize sunduğu için Doç. Dr. Abdurrazak Gültekin’i tebrik ederim. Kasım/2025-Edinburgh.
Prof. Dr. Emin ÇELEBİ
Bültenimize kaydolun avantajlardan yararlanın