Camilerin İslâm Dini’ndeki önemi tartışmasızdır. Nitekim cami veya
orijinal adıyla mescid; İslam’ın kuruluş yıllarında icra ettiği fonksiyonları
itibariyle dînî ve dünyevi bir merkez konumundadır. Müslümanların top-
lantı mekânı, karargâhı, devlet idare merkezi gibi özelliklerinin yanında
insanların günün beş vaktinde bir araya gelerek topluca ibadet ettikleri
yerdir. Bütün bunlarla birlikte, din başta olmak üzere Müslümanlar çeşitli
konularda eğitimlerini de burada almışlardır. İcra ettiği fonksiyonlar açısın-
dan mescidlerin en önemli iki yönü mabed ve eğitimdir.
Hz. Peygamber hayatta iken Müslümanların eğitimi ile bizzat ilgilenmiş,
onlara özel muallimler dahi tahsis etmiştir. Bunu da mescidde yapmıştır.
Günün belli vakitlerini ashabının eğitimine ayırmış, özellikle bazı namaz
vakitlerinin akabinde onlarla eğitim içerikli sohbetler yapmıştır. Bayanların
talebi üzerine onlarla da haftanın belirli günlerinde mescidde dersler yap-
mıştır. Mescid-i Nebî’nin Suffa denilen bölümünde sayıları yüzleri bulan ki-
misi burada yatılı kalan öğrenciler yetiştirmiştir. Hz. Peygamber’in vefatın-
dan sonra ise Hulefâ-i Râşidîn mescid merkezli yaşamı devam ettirmiş, Hz.
Peygamber’in sünneti bazı sahâbîler tarafından buralarda rivayet meclisleri
kurularak nakledilmiştir. Hz. Peygamber tarafından başlatılan mecidde eği-
tim uygulaması sahâbe ve onları takip eden tâbiûn ve sonraki nesillerde de
hadis rivayetlerinin (eğitim-öğretiminin) merkezi olma durumunu devam
ettirmiştir. Genel olarak eğitim-öğretimin özel olarak da hadis rivayetinin
merkezi olan mescidler taşıdıkları bu misyonlarını hicri V. (miladi XI.) asır-
dan itibaren medreselere devretmeye başlamışlardır.