İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ YAYINEVİ

userİNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ YAYINEVİ
 Giriş
AnasayfaKategorilerSepetİletişim

Dünya Sağlık Örgütü 37 gebelik haftasından önce doğan bebekleri preterm bebek olarak tanımlamaktadır ve her yıl 15 milyon preterm doğum meydana gelmekte ve yaklaşık bir milyon preterm erken doğum komplikasyonları nedeniyle hayatını kaybetmekte olduğunu bildirmektedir (1). Son dönemdeki ilerlemeler sayesinde preterm bebeklerde mortalite oranları azalırken morbidite oranlarının arttığı görülmektedir. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde (YYBÜ) yatma yenidoğan için karmaşık, travmatik bir yaşam olgusudur ve bu travmatik süreç deneyimi preterm bebeğin kısa ve uzun dönem gelişimsel sonuçlarını etkilemektedir. Özellikle gebeliğin 3. trimesterinde nörolojik gelişim çok hızlıdır ve bu süreçte bebeğin intrauterin ortam dışında stresörlere maruz kalması nörolojik gelişimini etkilemektedir (2,3). Zamanından önce doğan bu bebeklerin çoğu yenidoğan yoğun bakım ünitelerine ihtiyaç duymaktadır. Buna bağlı olarak bu bebekler YYBÜ’ da parlak ışık, ağrılı invaziv girişim gibi pek çok stres faktörü ile karşı karşıya kalmakta ve doğum sonu yaşama uyum sağlamakta güçlük çekmektedir. Son yıllarda gelişmiş ülkelerde ventilatör desteğinin sağlanması, antenatal steroid kullanımı, surfaktan uygulaması gibi yöntemlerin kullanılması ile perinatal mortalite azalmıştır. Ancak hayatta kalan bu bebeklerin çoğunda kalıcı nörogelişimsel problemler, öğrenme bozuklukları, davranış problemleri, motor becerilerde azalma ve diğer gelişimsel problemlerde artış saptanmaktadır (4). Literatür incelendiğinde bireyselleştirilmiş destekleyici gelişimsel bakım uygulamalarının preterm bebeklerin anne sütü ile beslenmeye geçişini hızlandırdığı, günlük kilo alımını artırdığı, hastanede kalış süresi, mekanik ventilasyon ve oksijen desteği gereksinimini azalttığı belirtilmektedir (6). Ayrıca erken dönemde başlatılan bireyselleştirilmiş destekleyici gelişimsel bakım uygulamalarının ebeveyn memnuniyetini artırdığı, gelişimsel gecikmeleri en aza indirdiği, hastanede kalış süresini azalttığını ve buna bağlı olarak hastane maliyetlerini azalttığı belirtilmektedir (4). Son yıllarda sağlık alanında bilim ve teknolojinin hızla ilerlemesi hemşirelik bakımında güncel kanıtların gerekliliğini zorunlu kılmıştır. Kanıtlarda, bireyselleştirilmiş destekleyici gelişimsel bakım uygulamalarında fiziki çevrenin düzenlenmesi, masaj uygulaması, kendi kendine sakinleştirmeyi öğretme/kolaylaştırma, bebeğe pozisyon verme, kanguru bakımı uygulaması ve aile merkezli bakımın sağlanması gibi konular ele alınmaktadır. Bu derlemenin amacı; yenidoğanlar için geliştirilmiş bireyselleştirilmiş destekleyici gelişimsel bakım uygulamalarında kanıta dayalı hemşirelik yaklaşımları, bu alanda yapılan çalışmalar ile ilgili bilgi vermektir.

Bülten Kaydı

Bültenimize kaydolun avantajlardan yararlanın