Tasavvuf Psikolojisi veya Maneviyât Psikolojisi kavramları yerine yalnızca tasavvuf demek de mümkündür. Ancak çoklu disiplinlerle çalışmanın teşvik edilmesi bakımından bu ifadeleri kullanmakta yarar hatta kimi zaman zaruret olduğunu söylemek mümkündür. İlahiyatçılar Anadolu’da 2400 yıl önce kurdukları akademianın girişine “Let no one ignorant of geometry enter / Geometri bilmeyenler girmesin” diye yazmışlardı. Anadolu ve çevresinde ilahiyat eğitimi tarihte hiç bu kadar matematiksiz, kimyasız, anatomisiz olmamıştı. Modern algı bu hatayı bir başarı gibi sunabilmektedir. Halbuki filozoflara göre tıp, matematik, kimya, fizik, coğrafya, ilahiyât ve toplum bilimlerinin birbirinden kopuk olması bir sefalettir. İşletme ve Pazarlama derslerinde, insanların göz ve duygu yanılgıları satış teknikleri olarak okutulur ve bundan kâr maksimizasyonu umulursa, tasavvuf psikolojisinin ne denli bir ihtiyaç olduğu daha iyi anlaşılır. Merhum Cemil Meriç’in dediği gibi; sana kızmamalıydım, sen bu kadardın bilmeliydim, dediği gibi bilim ve teoloji, homo economicusun tekelinde kerâmetini yitirmektedir. Öyleyse iki boyutlu insanın dünyaya bakan yüzü nefis, ahirete bakan yüzü rûh olduğuna göre tasavvuf gibi hem bedeni hem de ruhu birlikte ele almanın gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Tasavvuf psikolojisi tabiri bu anlamıyla belki zevâidden addedilebilir. Ancak güncelliği ve bilimsel çalışmalarda önceliği bakımından tasavvuf ile psikolojinin birlikte ele alınmasında fayda vardır. Bu çalışmada tasavvufun nasıl bir psikolojik yöntem ve uygulamaya sahip olduğu sorusunu ele alacak, daha çok insan ve toplum psikolojiyle alakalı konularını dermeyan edeceğiz. Dolayısıyla sevgi, muhabbet, aşk, ribât, râbıta, kerâmet, istikâmet ve adâlet gibi kavramlar etrafında İslâm’ın ilk yüzyılında zühd hareketinin ortaya çıkış yıllarını ve hadiselerini analiz edeceğiz. O bakımdan alana yeni bir katkı olabilecek araştırma sonuçları, bulgu ve verilerin yer aldığı çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Giriş ve metodolojiden sonra Birinci bölümde kavramsal çerçeve oluşturulmuş, ikinci bölümde bu çerçevede oluşan yazılı birikim ve hadiseler analize tabi tutulmuştur. Sonuç ve kaynakça bölümü ile bilimsel kitap çalışmamız sonlanmıştır. Kitabın hazırlanması, farklı ülke ve kültürler arasında geçen 35 yıllık tarafsız gözlem, deney ve tecrübelerle desteklenmiş bilimsel araştırmalara dayanmaktadır. Farklı bir açıdan konuları ele alan Tasavvuf Psikolojisi’ni bilim, araştırma ve kültür camiasının görüş ve bilgisine sunar, faydalı olmasını dilerim. Kitabın dizgi, mizanpaj, kapak ve yayın çalışmalarını deruhte eden ve editörlüğünü titizlikle yürüten Sayın Mustafa Altunkaya ve çalışma ekibine teşekkürü bir borç bilirim.