İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ YAYINEVİ
Telefon(0422) 377 3351
Afrikalı felsefeciler, kendisini günlük tecrübede, dinde, kültürde, doğada, şiirde, hikâyede ve mitolojide gizlemiş olsa da felsefelerini ortaya çıkarmak için ciddi bir motivasyona sahiptirler. Bir kısmı uzun, çetin ve sabır isteyen çalışmalar yaparak Afrika felsefesinin tarihini gün yüzüne çıkaracak zemini hazırlamakla meşgulken diğer bir kısım Afrikalı felsefeci ise mayalarına sinmiş olan Afrikalılık bilincini ortaya koymak için var gücüyle çalışmaktadır. Onların bu şekilde elde ettikleri bilgileri işleyerek ve çağın gerçekliklerinden kopmayarak yeni fikirler üretmek için cesaretle felsefe yapmaya devam etmeleri bir Afrika felsefesi yoksa bile yavaş yavaş şekillendiğinin göstergesidir. Eğer biz felsefe yapmanın tek bir tarzı olduğunu ve bunun da Antik Yunanda doğan Batı felsefesi olduğunu kabul etmiyorsak, aynen Doğu felsefesi, Hint ve Çin felsefesi, Asya felsefesi gibi bir Afrika felsefesinin de olabileceğini baştan kabul etmiş oluruz. Ancak bir düşünme etkinliğinin felsefe olabilmesi için öncelikle, gündelik tecrübe bilgisi, sanat bilgisi, dini bilgi, bilimsel bilgi ve teknik bilgi sahalarındaki bilgilere ek olarak felsefeye mahsus özellikler taşıması gerekir. Bahse konu olan bu temel özelliklerin Batı dışı felsefelerin yazılı ve sözlü ürünlerinde çok açık bir şekilde tezahür etmediği herkesin malumudur. Çünkü Batı dışı kültürlerde çeşitli bilgi türlerinde oluşturulan literatüre sinmiş olan hatta günlük hayat pratiklerine dağılmış bulunan felsefi tavır ve bilgileri ortaya koymak büyük bir emek ve çaba gerektirir. İşte bu bağlamda, hem “Bir Afrika Felsefesi var mıdır, varsa nasıl ortaya konmalıdır?” sorusunu cevaplandırmak hem de genel olarak, Batı dışı felsefelerin Batı felsefesinden farklı olan yönlerini açığa çıkarıp değerlendirmek bu çalışmanın hedefini oluşturmaktadır.
Bültenimize kaydolun avantajlardan yararlanın